HİPPOTERAPİNİN DİL VE KONUŞMA ALANINDA KULLANIMI

Hippoterapi esnasında atın değişken, ritmik ve tekrarlayan hareketleri binicisi için etkili ve çoklu duyusal uyarım sağlar.  Atın yürüyüş sırasındaki hareketleri, insan pelvisinin normal hareketlerini taklit ettiğinden atın yürüyüşündeki öne, arkaya, yana, aşağı yukarı yöndeki varyasyonlar duyusal uyarımı artırır (Meregillano, 2004). Ata binerken deneyimlenen bu ritimler beynin hafıza, duyguların algılanması, motor kontrol ve öğrenmeden sorumlu alanlarını uyarmada anlamlı farklılıklar yaratır (Hession, Eastwood, Watterson, Lehane, Oxley, Murphy, 2014; Grahn ve Brett, 2007; Bengtsson, Ullen, Ehrsson, 2009).  Özellikle dil ve konuşma bozuklukları düşünüldüğünde terapötik stratejilerin atın ritmik hareketi ve vücut ısısı ile birleştirildiğinde bireyin dil, konuşma ve iletişim becerilerinin desteklenerek işlevsel iletişim becerilerinin geliştirilmesi sağlanabilmektedir.

Dil ve konuşma terapisine yönelik hipoterapide çalışmalar genelde:

--Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB)

--Zihinsel Engelliler

--Down Sendromu

--Serebral Palsi

--Travmatik Beyin Hasarı

--Afazi

--Dizartri, Apraksi gibi Motor Konuşma Bozuklukları

--Gecikmiş Dil ve Konuşma Bozukluğu

--Özel Öğrenme Güçlüğü (Özellikle Disleksi)

--Hafif ve Orta Düzeyde Bilişsel Sorunlar ve

--Çiğneme Sorunları, Oral Motor Problemler, Zayıf dudak kapama-zayıf salya kontrolü, Postüral kontrolü sağlayamamaya bağlı yetersiz solunum, vs. kapsamında yapılmıştır.

 

Hippoterapinin özellikle OSB’li çocuklarda davranışsal sorunlar üzerinde de olumlu değişimler sağlamada etkili olduğunu gösteren çalışmalarda mevcuttur. Aizenman ve ark. (2013)’nın yaptığı çalışmada 12 hafta boyunca 5-12 yaş arası 6 otistik çocuğa hippoterapi uygulamış ve çalışma sonunda OSB’li çocuklarda stereotipik hareketlerde azalma, tüm adaptif davranışlarda, özbakımda, başa çıkma ve günlük aktivitelere katılımda ve alıcı dil becerileri, iletişim ve sosyal etkileşimde önemli düzeyde artış olduğu gözlenmiştir (Ajzenman, Standeven, Shurtleff, 2013). Gabriels ve ark., (2018)’nın 6-16 yaş aralığındaki OSB’li çocuklar üzerinde yaptığı başka bir çalışmada ise hippoterapi sonrası sinirlilik, hiperaktivite, sosyal ve iletişim davranışlarında elde edilen anlamlı değişimlerin müdahaleden 6 ay sonra da devam edip etmediği incelenmiştir. Sonuçta hiperaktivite haricinde diğer alanlardaki iyileştirme etkisinin en az 6 ay sonrasında da devam ettiğini gözlemlemişlerdir (Gabriels, Pan, Guerin, Dechant, Mesibov, 2018).

 

Lambias, (2013) Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocuklar için hipoterapinin motivasyon ve sosyal etkileşim/iletişim üzerine etkilerini incelediği çalışmasında çocukların spontan iletişim başlatma, seslendirme ve yetişkin-çocuk konuşma karşılıklarında ve motivasyonda artış olduğunu ortaya koymuştur.  Ayrıca aileler çocukların yeni kelimelerin kullanımında, cümle uzunluğunda artış olduğunu ve evde iletişim girişimlerinde niceliksel ve niteliksel açıdan olumlu gelişim gözlendiğini ve atın çocuk üzerinde sakinleştirici etkisi olduğunu belirtmişlerdir. Hatta katılımcılardan birinin annesi onun okuyabildiğini fark ettiğini ve çizim yaparken hem ata baktığını hem de her resmi anlatırken daha fazla sözel ifade kullandığını beyan etmiştir.

 

Shurtleff, Standeven, Engsberg, (2009) 5-12 yaş aralığında Serebral Palsi tanılı çocukların yer aldığı çalışmada hippoterapinin konuşma için temel olarak gerekli olan postür kontrolü ve çekirdek kasları etkilediğini bildirmiştir. Shurtleff’e göre yürüyüş geçişleri sırasında binici, sabit pozisyonu korumak için gövdede bazı ince ayarlamalar yapmak zorunda kalır. Çünkü bir kişinin konuşmayı gerçekleştirmeden önce gövdeyi stabilize etmesi gerekir. Gövde stabilizesi aynı zamanda akciğer kapasitesinde artış sağladığı için solunum kontrolünü de iyileştirir. Ayrıca pelvis hareketleri o bölgedeki organların yerleşmesini sağlayarak diyaframın indirilmesini kolaylaştırır ve böylece inspirutuar (soluk alma) hacim artar. Dolayısıyla zayıf postür neticesinde solunum kontrolünün sağlanamaması dolayısıyla sesin zayıf kalitede olması, anlaşılırlığın azalması, konuşma süresinin kısalması ve konuşma esnasında cümle uzunluğunun azalması gibi yetersizlik zinciriyle sonuçlanır. Thrall ve Moser, (2015) tarafından gerçekleştirilen Travmatik Beyin Hasarı olan tek denekli bir çalışmada hippoterapi sonrasında akciğer kapasitesinde artış sağladığı için solunum ve motor konuşma kontrolünde iyileştirici etki ve normale yakın konuşma hızı yanında dikkat, motor planlama, koordinasyon ve zamanlama üzerinde de anlamlı kazanç sağladığı tespit edilmiştir. Lutz, (2010) ise hippoterapi sayesinde dikkat süresi, mekansal farkındalık, konsantrasyon, dinleme becerileri, öğrenmeye ilgi ve sözel becerilerde önemli gelişmeler gözlendiğini belirtmiştir. Aynı zamanda hippoterapi sırasında binicinin basit görevleri yerine getirmesi için atla iletişim kurmaya teşvik edilmesi sayesinde danışanın iletişim becerileri ve davranış yönetimi de geliştirilir (Lutz, 2010).

 

Kunasegra ve Subramaniam (2020) disleksi tanılı 16 çocuk üzerinde yapmış olduğu hippoterapi çalışmasında sosyal beceri ve dil repertuarına önemli kazançlar sağlayarak özellikle işitsel anlama, fonolojik farkındalık, sözcük dağarcığı, okuma ve yazma alanlarında anlamlı farklılıklar elde etmişlerdir. Ayrıca aynı çalışmada hippoterapiye uygun etkinliklerle çocukların düşüncelerini klinisyene daha doğru bir şekilde aktarabildikleri, okumaya dayalı öğrenme konusunda özgüven ve motivasyon geliştirdikleri görülmüştür (Kunasegra ve Subramaniam, 2020). Macauley ve Gutierrez, (2004) öğrenme güçlüğü olan çocuklarda dil becerileri açısından hipoterapi ile geleneksel terapinin etkililiğini incelediği çalışmada, ankete dayalı çocuk ve ebeveyn memnuniyetini değerlendirmiştir. Değerlendirme sonucunda hem ebeveynlerin hem de çocukların her iki terapiden sonra dil ve konuşma becerilerinde gelişme bildirdikleri saptanmıştır. Ancak anket yanıtları bu gelişmenin hippoterapiyi takiben fark edilir şekilde daha yüksek olduğunu, ayrıca motivasyon ve ilgide artışın söz konusu olduğunu da göstermiştir.

 

Hyun ve ark. (2016) normal gelişim gösteren ve  dikkat eksikliği ve hiperaktivite tanısı alan 12 denek üzerinde yaptığı hippoterapi çalışmasında, çalışmadan önce ve sonrasında beyin görüntüleme yöntemlerinden fMRI  kullanmış ve hippoterapi uygulaması sonrasında beyindeki nöronal bağlantıların artış gösterdiği, sağlıklı bireylerde özellikle serebellum ve sol oksipital gyrus sayesinde beyindeki nöronal bağlantıların artış gösterdiği, özellikle serebellumdan sol oksipital gyrus, fusiform gyrus, talamus, sağ kaudat nükleus, sağ süperior frontal gyrusa kadar olan bölgede nöranal aktivasyonun arttığı; dikkat eksikliği ve hiperaktivitesi olan çocuklarda ise tersine serebellumdan sağ insular kortekse, sağ middle temporal gyrusa, ve sağ precentral gyrusa kadar artan bir nöronal aktivasyon bulguları tespit edilmiştir.

 

Ornales ve ark. (2014) dudak kapaması olmayan, dilin ağız dışına doğru konumlandığı ve   ağız solunumu yapan katılımcılarla yaptığı hippoterapi çalışmasında; oral motor egzersizlerin entegre edilmesiyle orofasial kaslarda güçlenme ve dudak kapamada artış ve çoğunlukla burun solunumu gerçekleştirdiği görülmüştür (Ornelas -Valle, Nishimori, Nemr, 2014).

 

Atın terapötik alandaki etkileri ilk olarak Hipokrat'ın eserlerinde geçmesine rağmen ancak 1960’tan sonra protokol oluşturulmuş ve 1960'larda Almanya, Avusturya ve İsveç'te “Hippoterapi” terimi tıp literatürüne girmiştir. 1970'lerde Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) hippoterapi standardize edilmeye başlanmış ve 1992 yılında Amerikan Hippoterapi Derneği (AHA)’nin kurulmasıyla dünyada birçok ülkede iş birliği içinde hippoterapi çalışmaları hız kazanmıştır. Almanya, Belçika, Hollanda, Yunanistan ve İsveç gibi birçok Avrupa ülkesinde genel sağlık sigortası kapsamında (Debuse, Chandler ve Gibb, 2005; Akt., Koca ve Ataseven, 2016) olsa da ülkemizde uluslararası standardizasyona sahip hippoterapi çalışmaları oldukça yakın zamana dayanmaktadır.

 

Hippoterapi tek başına uygulanan bir yöntem olmayıp geleneksel tedavi yöntemlerine ek olarak kullanılır. Her ne kadar etkili olsa da hippoterapi, vakaların her zaman tüm tedavi ihtiyaçlarını karşılayamaz. Ayrıca hippoterapi her tanı ve her bireye uygun olmadığı için kullanımının bireysel olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Genel olarak, Hippoterapi, geleneksel terapilere ek olarak uygulandığında benzersiz sonuçlar sağlayabilen ‘’tamamlayıcı terapi’’ biçimidir (Leidig, 2018).

 

Daha da önemlisi at, bireyin sosyal çevresindeki kişilerle ilişkilerinin ‘’arabulucusu’’ dur. Dolayısıyla Hippoterapi ‘’Sosyal entegrasyon’’ için teşvik edici bir geçiş oluşturur (Murphy, Kahn- Angelo, Gleason, 2008).

.

.

.

Hazırlayan: Sema KARABULUT / Dil ve Konuşma Terapisti

 

KAYNAKÇA

1- Ajzenman HF, Standeven JW Ve Shurtleff TL, (2013). Hipoterapinin otizm spektrum bozukluğu olan çocuklarda motor kontrol, adaptif davranışlar ve katılım üzerindeki etkisi: bir pilot çalışma. Ben J Occup Ther. 2013; 67: 653–63.

2- Bengtsson SL, Ullen F, Ehrsson HH, vd. Ritimleri dinlemek motor ve premotor korteksleri harekete geçirir  . Cortex. 2009; 45 (1): 62–71

2- Gabriels, RL, Pan, Z., Guerin, NA, Dechant, B. ve Mesibov, G., (2018). Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Gençlerde Terapötik Ata Binmenin Uzun Süreli  Etkisi: Randomize Bir Deneme. Frontiers Veterinary Science, 16 Temmuz 2018. https://doi.org/10.3389/fvets.2018.00156

3- Hession CE, Eastwood B, Watterson D, Lehane CM, Oxley N, Murphy BA. Terapötik  ata binme, dispraksili çocuklarda biliş, ruh hali uyarımı ve ambulasyonu iyileştirir. J Alternatif Kompleman Med. 2014; 20 (1): 19–23.

4- Grahn JA, Brett M. Rhythm ve beynin motor bölgelerinde vuruş algısı. J Cogn  Neurosci. 2007; 19 (5): 893–906. 

5- Hyun, GJ, Jung, TW, Park, JH, Kang, KD, Kim, SM, Son, YD, Cheong, JH, Kim, BN Ve Han, DH, (2016). Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Olan Çocuklarda At Destekli Aktivite ve Eğitim Karşılığında Yürüme Dengesi ve Beyin Bağlantısındaki Değişiklikler. Alternatif ve Tamamlayıcı Tıp Dergisi Cilt. 22, No. 4.

6- Koca, TT ve Ataseven, H., (2016). Hipoterapi nedir? Hipoterapinin endikasyonları ve etkinliği. İstanbul Kuzey Klinikleri, 2015; 2 (3): 247–252.

7- Kunasegran, K. ve Subramaniam, V. (2020). Disleksik Çocukların Dil Yönlerinin Geliştirilmesinde At Terapisi Müdahaleleri. Şangay Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Dergisi, Cilt 22, Sayı 12, Aralık - 2020 ISSN: 1007-6735.

8- Llambias, C., (2013). Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Çocuklarda Hipoterapinin Motivasyon ve Sosyal Etkileşim / Sosyal İletişim Üzerindeki Etkileri. Alberta Üniversitesi. Rehabilitasyon Tıp Fakültesi

9- Leidig, M., (2018). Fiziksel, Mesleki ve Konuşma Terapisini Sağlama Aracı Olarak Hippoterapinin İncelenmesi (Proje).

10- Macauley, BL ve Gutierrez, KM, (2004). Dil Öğrenme Güçlüğü Olan Çocuklarda Hipoterapinin Etkinliği. İletişim Bozuklukları Üç Aylık 25: 4 • s. 205–217.

11-Meregillano G., (2004). Hippoterapi. Kuzey Amerika Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Klinikleri; 15: 843–54.

12- Murphy D., Kahn- Angelo L. ve Gleason J., (2008). Hipoterapinin engelli çocuklar için fonksiyonel sonuçlar üzerindeki etkisi: bir pilot çalışma. Pediatrik. Phys. Ther. 2008; 20: 264-70

13- Ornelas -Valle, L. M., Nishimori, A. Y. Ve Nemr, K., (2014). Speech Therapy ın Hıppotherapy. Revista CEFAC Volum 16 no.2

14- Shurtleff, TL, Standeven, JW, Engsberg, JR (2009). Hippoterapi Sonrası Dinamik Gövde / Baş Stabilitesi ve Fonksiyonel Erişimdeki Değişiklikler. Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Arşivi, Cilt 90, Sayı 7, Temmuz 2009, Sayfa 1185-1195.

15- Thrall, T. ve Moser M., (2015). Travmatik Beyin Hasarı Olan Bir Kişide Hippoterapinin Konuşma Koordinasyonuna Etkileri. Grand Valley Eyalet Üniversitesi ScholarWorks @ GVSU

Top